Amerika’nın sokaklarında savaşın yansımaları

2026-04-01 15:15

Amerika’nın İran’a karşı dayattı savaş, artan enflasyon ve tüketici güvenindeki düşüşle ortaya çıkan ekonomik kriz, derin siyasi ve toplumsal bölünmelere yol açmaktadır.

Amerikan sokakları, İran’a karşı İsrail ile birlikte yürütülen savaşa yönelik tutumunda dramatik bir değişim yaşamaktadır. Çatışmanın başlamasından bir ay sonra, savaşların ilk günlerinde genellikle görülen kamuoyu desteği artışı yerine, ABD yönetimi geniş çaplı halk protestoları ve destek oranlarında keskin bir düşüşle karşı karşıya kalmıştır. Bu durum; yakıt fiyatlarındaki ciddi artış, ekonomik güvenin sarsılması ve Irak ile Afganistan savaşlarına benzer uzun süreli bir çatışmaya sürüklenme endişesiyle tetiklenmiştir.

Toplumsal tablo: Amerikan halkı savaşa karşı

New York, San Francisco, Los Angeles, Chicago ve Washington DC dahil olmak üzere 50’den fazla Amerikan kentinde, İran’la savaşa karşı kitlesel protesto gösterileri düzenleniyor. Göstericiler İran bayrakları taşıyor, “İran’a savaşı durdurun” ve “İran’a müdahale etmeyin” yazılı pankartlar açıyor, “Bugün dünya için en büyük tehdit Trump ve Amerika’dır” şeklinde sloganlar atıyorlar.

Göstericilerden biri olan Anthony Brodent, The New York Times gazetesine yaptığı açıklamada,

“Bu savaşı desteklemiyorum. Bu savaş sadece sivilleri bombalamakla kalmıyor, aynı zamanda İran’ı yıkıma sürüklüyor. Aynı kaderi Irak ve Afganistan’da gördük, Gazze’deki yıkımı da gördük” ifadelerini kullanarak bu tabloyu gözler önüne serdi.

Kamuoyunda keskin bölünme

Son anketler, savaşa yönelik halk desteğinde net bir geri dönüş olduğunu gösteriyor:

·        Amerikalıların %43’ü savaşa karşı çıkarken, yalnızca %27’si destekliyor (geri kalanı emin değil).

·        Trump’ın krizi yönetme biçiminden memnuniyetsizlik oranı %60’ı geçti.

·        Amerikalıların bariz çoğunluğu artık savaşa girme kararının bir hata olduğuna inanıyor.

Özellikle endişe verici olan nokta ise, savaşa karşı muhalefetin, seçim sonuçlarını belirleyen bağımsız seçmenlere –ezici bir çoğunlukla– sıçramış olmasıdır.

"Amerika, sosyal ve siyasi dokusunu bozmadan bu sınavı atlatabilecek mi?"

Protestoların demografik coğrafyası

Savaş karşıtı gösteriler başlıca şu bölgelerde yoğunlaşıyor:

·        Büyük Kıyı Bölgeleri: New York, Washington, San Francisco, Chicago, Los Angeles.

·        Üniversite Şehirleri: Ann Arbor (Michigan), Boston (Massachusetts); buralarda protesto hareketine Z kuşağı ve Milenyum kuşağı gençler liderlik ediyor.

·        Müslüman ve İranlı Amerikalı Topluluklar: Houston, Detroit ve Los Angeles gibi şehirlerde.

Ekonomik yansımalar: enflasyon ve pahalılık savaşı

Akaryakıt fiyatlarındaki artış, Amerikalıların günlük yaşamına dokunan krizin en belirgin belirtisi oldu:

Benzinin galon fiyatı ortalama 2,90 dolardan 3,88 - 3,98 dolara çıkarak %34 oranında arttı.

Brent petrolün varili 75-80 dolardan 114-120 dolara (bazı zamanlarda 150 dolara ulaştı) çıkarak %60 oranında yükseldi.

Bu artış, 2005'teki Katrina Kasırgası’ndan bu yana geçen 20 gündeki en büyük artıştır. Kaliforniya ve Washington’da fiyatlar galon başına 5 doları aşmış durumda.

Enflasyon korkusu ve "Stagflasyon"un dönüşü

Federal Rezerv Başkanı Jerome Powell, "enerji fiyatlarındaki artışın genel enflasyonu yükselteceği" uyarısında bulunarak tehlike çanlarını çaldı ve "istihdam yaratma seviyesinin son derece düşük olması" konusundaki derin endişelerini dile getirdi.

Oxford Economics tahminleri şunlara işaret ediyor:

Petrol fiyatlarındaki artış, yüksek ve düşük gelirli tüketiciler arasındaki uçurumu genişletecek.

Askeri çatışma ne kadar uzarsa, yüksek fiyatlar nedeniyle Amerikan hanehalkı üzerindeki baskı o kadar artacak.

"Trump, 1968 yılında topuğundaki 'kemik çıkıntıları' nedeniyle Vietnam Savaşı sırasında askerlik tehir hakkı almıştı."

Zorunlu askerlik kabusu

Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, Fox News’e verdiği röportajda, İran ile olan savaşta zorunlu askerlik ihtimalini kesin bir dille reddetmedi. Sunucu Maria Bartiromo’nun, "Anneler zorunlu askerlik göreceğimizden, oğullarını ve kızlarını bu işin içinde göreceklerinden endişeli," sorusuna Leavitt şu yanıtı verdi: "Başkan Trump seçenekleri masadan kaldırmayarak akıllıca davranıyor. Bu şu anki planın bir parçası değil ancak Başkan, seçeneklerini masada tutarak bir kez daha bilgece hareket ediyor."

Demokrat Senatör John Fetterman ise Daily Mail’e şunları söyledi: "Benim için kırmızı çizgi, İran topraklarında hiçbir Amerikan askerinin bulunmamasıdır."

Bazı aileler, Başkan Trump’ın 19 yaşındaki oğlu Barron Trump’ın savaşa gönderilmesini talep etti. Resmi açıklamaların ardından Amerikan aileleri, özellikle de anneler arasında endişe tırmandı. X platformundaki bir kullanıcı şu yorumu yaptı:

"Bu, Trump’a oy veren her ebeveyn için son uyandırma çağrısı olmalı. Kampanyalarını sizin mutfak masanızda yürüttüler, şimdi ise çocuklarınızı istiyorlar; benim oğlumu değil, benim kızımı değil."

Birçok Amerikalı, Trump’ın Vietnam Savaşı sırasında askerlikten nasıl kaçtığını hatırladı. Trump’ın 1968’de topuğundaki "kemik çıkıntıları" nedeniyle tıbbi tecil alması, yıllar boyunca geniş çaplı tartışmalara yol açmıştı.

Bölünmüş Toplum: Amerikalı Müslümanlar iki ateş arasında

ABD’de yaşayan yaklaşık 3,5 milyon Müslüman için—aralarında geniş bir İran kökenli Amerikalı topluluğun da bulunduğu—İran’a karşı yürütülen savaş, son derece hassas bir zamanda ortaya çıkan varoluşsal bir sınav niteliği taşımaktadır. Bu süreç, “medeniyetler çatışması” söylemini temel alan ve “dini öteki”ni tercih edilen bir düşman olarak konumlandıran sağ popülist bir dalganın gölgesinde yaşanmaktadır.

Bu durum, 2003 yılında Irak kökenli Amerikalıların ve yaklaşık on yıl sonra Suriyeli Amerikalıların karşı karşıya kaldığı aynı ahlaki ikilemi yeniden gündeme getirmektedir: Otoriter bir yönetime karşı çıkarken, akrabalarınızın evlerinin üzerine düşen yabancı füzeleri nasıl alkışlamazsınız?

Tucker Carlson ve Megyn Kelly gibi önde gelen muhafazakar medya figürleri de savaşa karşı sesli muhalefetlerini dile getirerek Orta Doğu’da yeni bir bataklığa sürüklenme konusunda uyarılarda bulundular.

Seçimlere yansımaları

Reuters tarafından yapılan bir ankete göre, Trump’ın onay oranı Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana en düşük seviyesine geriledi. Cumhuriyetçi Başkan, artan akaryakıt fiyatları ve halkın savaştan duyduğu memnuniyetsizlik nedeniyle kan kaybediyor. Cumhuriyetçi Parti, Kasım ayındaki ara seçimlerde Kongre’deki kıl payı çoğunluğunu korumak için zorlu bir mücadeleyle karşı karşıya.

Geçmiş savaşların hafızası

Bugün Amerika’da yayılan endişe sadece devam eden çatışmalara bir tepki değil. Amerikalılar sadece çatışmaların patlak vermesine tepki vermiyorlar; sonrasında ne geleceği konusunda derin bir kaygı duyuyorlar. Irak ve Afganistan anıları silinmiş değil; Orta Doğu’da uzun süreli başka bir çatışmaya saplanıp kalma konusunda geniş ve derin bir isteksizlik var. Kara birliklerinin konuşlandırılması ihtimalinin sadece ima edilmesi bile, sınırlı bir operasyonun çok daha büyük ve maliyetli bir şeye dönüşmesinden korkan seçmenlerde panik yarattı.

Araştırmacılar, mevcut psikolojik durumu kökleri derin ve sağlam olan bir "savaş yorgunluğu" olarak tanımlıyor. Bu yorgunluk, mevcut ekonomik durumdan duyulan memnuniyetsizliğe, siyasi elitlere olan güvensizliğe ve yirmi yıllık bitmek bilmeyen savaşların travmasına dayanıyor. Herhangi bir Amerikan yönetimi için İran’a savaş açmak, iç siyaset açısından potansiyel bir "siyasi intihar"dır.

Amerika yol ayrımında

Amerika Birleşik Devletleri bugün, on yıllardır görmediği yeni bir gerçekle karşı karşıya: Ekonominin enflasyonist krizler ve güven kaybıyla boğuştuğu, toplumun destekleyenler ve karşı çıkanlar olarak derin bir kutuplaşma yaşadığı ve iktidar partisinin iç çatlaklar barındırdığı bir dönemde, halk desteğinden yoksun bir savaş.

Amerikan sokağındaki yansımalar, yüksek benzin fiyatlarının ve hatta insani kayıpların çok ötesine geçiyor. Bu yansımalar; içeriden bilgi sızdırarak yapılan ticaret (insider trading) skandalları ve zorunlu askerlik ihtimali arasında kurumlara olan güvenin aşınmasını, geçmiş Orta Doğu savaşlarından kalan kolektif travmaların yeniden canlanmasını ve kendilerini bir kez daha şüphe merceği altında bulan Müslüman toplumlar için varoluşsal bir testi kapsıyor.

Kasım ayındaki ara seçimler yaklaşırken ve savaşın süresi ile kapsamı konusundaki belirsizlik devam ederken asıl büyük soru ortada duruyor: Amerika, sosyal ve siyasi dokusunu parçalamadan bu sınavı geçebilecek mi?

Görünen o ki, Vietnam ve Irak’tan alınan dersler henüz tam olarak özümsenmemiş ya da yaralar, trajedinin tekerrür etmesini engelleyecek kadar iyileşmemiş.

Attachments

العودة إلى الأعلى