Tunuslu gazeteci Samiya Hüseyin: Arap ve İslam dünyasında birlik zamanı
Tunuslu gazeteci, medya ve iletişim alanında araştırmacı Samiya Hüseyin, Hz. Hüseyin (a.s) Türbesi bünyesindeki Medya Bölümüne bağlı Uluslararası Medya Merkezi’nin daveti üzerine Kerbela’ya gelerek buradaki mukaddes türbeleri ve Irak’ın bazı diğer vilayetlerindeki kutsal mekanları ziyaret etti.
Kerbela Ajansı ise bu vesileyle Hüseyin ile bir röportaj gerçekleştirerek, dinî ve insani söylemde vahdetin önemi, medya ile karşılıklı ziyaretlerin kalıp yargıların düzeltilmesindeki rolü ve Arap ile İslam halkları arasındaki yakınlaşmayı güçlendirme konularını ele aldı.
Kerbela Ajansı: Kerbela’ya resmî bir sıfatla mı yoksa şahsi olarak mı ziyarette bulundunuz?”
Samiya Hüseyin:
“Kerbela’ya resmî değil, kişisel bir ziyaret için geldim. Çünkü ne yazık ki Tunus’ta hâlâ ilişkiler düzeyinde bazı hassasiyetler bulunuyor. Ben şahsi olarak geldim; zira Tunus’ta bir grup araştırmacı ve aydın olarak Müslüman kardeşlerimizle ve Iraklı kardeşlerimizle doğrudan kapılar açılmasını önemsiyoruz.”
Kerbela Ajansı: “Hz. Hüseyin (a.s) Türbesi’ndeki Uluslararası Medya Merkezi tarafından düzenlenen Irak-Tunus buluşmasının en önemli sonuçları nelerdir? Arap dünyasında dinî söylemin birleştirilmesi mümkün müdür?”
Samiya Hüseyin:
“Elbette biz İslami dinî söylemin birleştirilmesinden yanayız; aynı şekilde Arap söyleminin ve insani söylemin de birleştirilmesini destekliyoruz. Çünkü bütün bunlar nihayetinde insana hizmet eder. Din insan için gelmiştir. Araplık ise birçok topluluğu bir araya getiren bir kimliktir. Bugün dünyanın dört bir yanında farklı halklar Arapça konuşmaktadır. Bu da birleşmemiz, tek bir kalp ve tek bir söz etrafında toplanmamız için önemli bir fırsattır.
“Bu tür konferansların devam etmesi, genişlemesi ve iki yönlü olarak karşılıklı şekilde düzenlenmesi gerekir. Böylece yakınlaşmayı, tanışmayı, buluşmayı ve kardeşliği güçlendirebilir ve bunu sahada somut şekilde gerçekleştirebiliriz.”
Kerbela Ajansı: “Son dönemde Tunus ve Irak televizyon kanalları üzerinden Arap ve dinî söylemler arasında bir yakınlaşma görüyor musunuz?”
Samiya Hüseyin:
“Doğrusunu söylemek gerekirse Tunus’ta Irak halkıyla iyi ilişkilerimiz var; onları seviyor ve destekliyoruz. Sizin insanî direniş ve dayanıklılıkla yeniden güçlü şekilde sahneye çıkışınızın bize ve diğer Arap ile İslam toplumlarına örnek olacağına inanıyoruz. Böylece şu anlayışla ilerleyebiliriz: Tek bir beden, tek bir yürek ve tek bir söylem olduğumuz sürece hiç kimse bizi kıramaz.”
Kerbela Ajansı: “Bu buluşmanın sizin kişisel düzeyde en önemli getirileri nelerdir?”
Samiya Hüseyin:
“Ben şahsen gerçek tabloyu aktarmaya çalışacağım. Çünkü biliyorsunuz, küresel medya bizim toplumlarımızdaki medyayı büyük ölçüde yönlendiriyor. Haber, metin ve görüntünün kaynağı çoğu zaman onlar oluyor; dolayısıyla zihinlerde oluşan fikirlerin kaynağı da büyük ölçüde onlar.
Bugün Bağdat Havalimanı’na indiğimiz andan itibaren bize anlatılan kalıp yargılardaki Irak’ın gerçek Irak olmadığını gördük. Bu nedenle bu tür ziyaretler tekrarlanmalı, genişlemeli ve farklı alanlardan uzmanları da kapsamalıdır. Böylece Tunuslular Irak’ın ve Iraklıların gerçek yüzünü bizim aracılığımızla ve sürekli ziyaretler sayesinde görebilir.
İnşallah siz de Tunus’u ziyaret ederek bizleri onurlandırırsınız. Böylece Tunus’ta değişim ve reform yolunda yeni adımların atıldığını göreceksiniz. Biz gençler, gençlerin hak sahibi olduğu, aydın fikirli insanların ve Arap-İslam kimliğine bağlı olanların yer bulduğu yeni bir vatan ve devlet inşa etmeye çalışıyoruz; partizanlık ve siyasi çekişmelerden uzak bir şekilde.”
Kerbela Ajansı: “Mezhepçilik, halkların bölünmesinde açık bir etki oluşturdu. Tunus da bundan etkileniyor mu?”
Samiya Hüseyin:
“Tunus’ta mezhepçilikten kaynaklanan bir sorun yaşamıyoruz; çoğunluk Sünnidir. Açıkçası ben mezhepçiliğe değil, İslam’a ve Kur’an’a inanıyorum. Her zaman şu kanaatteyim: Bir yolda yürüyen sonunda aynı hedefe ulaşır. Eğer yolumuz birlik içinde tek bir kalp olmaksa, Allah’ın izniyle yol kolaylaşır. Çünkü Allah’ın yardımı cemaatle beraberdir.”
Hüseyin sözlerini şöyle tamamladı:
“İnsani ve dinî söylemin birliği ile kültürel ve medya alanındaki iletişimin güçlendirilmesi, kalıp yargıların düzeltilmesi ve dayanışma ile karşılıklı anlayışa dayalı bir geleceğin kurulması için gerekli bir köprü niteliğindedir. Bu süreçte insan, mesajın merkezinde ve ortak çabaların nihai amacı olmaya devam edecektir.”



