Fedakârlıklarla yazılan, şehadetle taçlanan bir hayat: İmam Musa Kazım’a (a.s) vefa
İmam Cafer-i Sâdık’ın (a.s) hicri 148 yılı Şevval ayının yirmi beşinde şehit edilmesinin ardından, oğlu İmam Musa Kazım (a.s) imamet görevini devr aldı. Abbasi Devleti yöneticilerinin Ehlibeyt (a.s) ve destekçilerine uyguladığı zulüm ve baskı nedeniyle son derece hassas ve zor şartların hâkim olduğu bir dönemde bu görev kolay olmadı.
Ancak bu ağır şartlar, İmam Kazım’ın (a.s) irşat ve yol gösterme faaliyetlerini sürdürmesine, hakkın sözünü haykırmasına ve Muhammedî risaleti savunmasına engel olmadı. Yaşadığı dönemde bir nesil alimin yetişmesine öncülük eden İmam, fikrî ve itikadî bakımdan sapkın akımlara karşı etkin bir mücadele vererek İslam’ı ve Müslümanları savundu. Sosyal ve ekonomik alanlardaki öne çıkan rolünün yanı sıra; cömertliği, eli açıklığı ve şehrin yoksullarına yaptığı yardımlarla tanındı.
İmam Musa Kazım’ın (a.s), haksız yere uzun yıllar boyunca zindana atılmasına rağmen, ashabı ve talebelerinden bazıları onunla gizlice irtibat kurmaya devam etti. İmam, kendisine yöneltilen meseleler, konular ve şer‘î hükümler hakkında cevaplar vererek İslam dininin öğretilerinin tahrif edilmesini önledi ve ceddinin kendisine vasiyet ettiği risalet görevini sürdürdü.
İmam Kazım (a.s), hicri 183 yılı Receb ayının yirmi beşinde, Allah yolunda her şeyini feda ederek şehit edilene kadar, dedesi Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.a) dinini savunmaya devam etti.
Masum imamların bu yüce fedakârlıklarına vefa gösteren milyonlarca Ehlibeyt (a.s) dostu, bugün dünyanın dört bir yanından Irak’ın başkenti Bağdat’a akın ederek yedinci imamın mübarek türbesinin bulunduğu şehirde şehadet yıl dönümünü ihya ediyor.
Ziyaretçiler, üst düzey güvenlik sunulan bu ortamda, günler boyunca Hüseynî hizmet konvoyları tarafından sunulan çeşitli hizmetler eşliğinde, Ehlibeyt’in (a.s) pak hayatlarını ve kuşaktan kuşağa aktarılan o büyük fedakârlıkları yad ediyor.



