El-Delil Vakfı… Çağın zorluklarına karşı bilinçli bir nesil için çalışan on yıllık fikrî mücadele
Düşünce yapısındaki dönüşümlerin hızlandığı ve farklı söylemlerin yoğunlaştığı bir dönemde, El-Delil Vakfı akıl ve bilgiye yatırım yapan, bilinçli insan yetiştirmeyi hedefleyen önemli tecrübelerden biri olarak öne çıkıyor. On yıllık kesintisiz çalışma süreci boyunca vakıf, derin düşünceyi güçlendirmeyi ve çağdaş zorluklarla yüzleşmeyi amaçlayan iddialı bir projeyi hayata taşıdı.
Kerbela Ajansı’nın gerçekleştirdiği bu özel röportajda, El-Delil Vakfı Eğitim Birimi Sorumlusu ve Bilim Kurulu Üyesi Dr. Saad el-Garrî ile vakfın on yıllık yolculuğunu, karşılaşılan zorlukları ve gelecek vizyonunu konuştuk.
Öncelikle hoş geldiniz Dr. Saad. Sizi ağırlamaktan memnuniyet duyuyoruz. Önce sizi tanıyabilir miyiz? Ardından on yıllık hizmet sürecini tamamlayan El-Delil Vakfı’nın yolculuğunu konuşmak isteriz. Bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hoş bulduk, bu davetiniz için teşekkür ederim. Ben Saad el-Garrî, 1973 doğumluyum. Bağdat Üniversitesi Petrol ve Maden Mühendisliği mezunuyum. Daha sonra dinî ilimler tahsil etmek için Kum’a gittim. Ardından Londra Amerikan Üniversitesi’nde İslam felsefesi alanında doktora yaptım. Bunun yanı sıra el-Mustafa Üniversitesi’nden de doktora derecesi aldım.
Evet, on yıl sanki biran gibi geçti; ancak bu süreç zorluklar ve başarılarla doluydu. Vakıf, sarsılmaz bir fikrî bilinç oluşturma ve bilinçli eleştirel düşünceye sahip bir nesil yetiştirme hedefiyle yola çıktı.
Bu vakfa neden “Delil” ismi verildi?
Evet, bu ismi aldık çünkü bizler delil (kanıt) sahipleriyiz... Delil nereye yönelirse biz de oraya yöneliriz... Bunu gerçekten İmam Sadık söylemiştir; onun sözü hem eylem hem de hitap olarak hakikattir. Bunun yanı sıra, İmam Hüseyin (Aleyhisselam)'ın bilinen lakaplarından biri de "Ed-Delîl alâ Zâtillâh" yani Allah'ın zatına delil olan'dır.
Bu on yıl boyunca en çok gurur duyduğunuz çalışmalar nelerdir?
Çok sayıda önemli olay var. Bunlardan bazıları; uzmanlık eğitim programlarının başlatılması, fikrî konferansların düzenlenmesi ve bilimsel kurumlarla ortaklıkların kurulmasıdır. Ayrıca bugün kendi alanlarında etkin rol üstlenen çok sayıda öğrencinin yetişmiş olması da bizim için büyük bir gurur kaynağıdır.
Siz, Eğitim Birimi Sorumlusu olarak vakıftaki eğitim seviyesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Biz, yalnızca bilgi aktarmaya değil; analiz ve eleştiri becerilerini geliştirmeye dayalı nitelikli bir eğitim sunmaya çalışıyoruz. Etkileşime önem veriyor, öğrenciyi eğitim sürecinin aktif bir parçası hâline getirmeye çalışıyoruz. Aynı zamanda müfredatları düşünce alanındaki çağdaş zorluklar doğrultusunda sürekli güncelliyoruz.
Eğitim alanında karşılaştığınız en büyük zorluklar nelerdi?
En büyük zorluklardan biri, gelenek ile modernite arasında denge kurmaktı. Bunun yanında dijital etkilerin yoğun olduğu bir dönemde gençleri fikrî programlara çekmek de kolay olmadı. Ancak yöntemlerimizi geliştirerek ve modern eğitim araçlarını kullanarak bu sorunlarla başa çıktık.
Delil Vakfı’nın fikrî yozlaşmalarla mücadeledeki rolünü nasıl görüyorsunuz?
Bizim temel yaklaşımımız, tedavi edecek aşamaya gelmeden önce koruyucu bir önlem almaktır. Bunu da ılımlı düşünceyi yaygınlaştırarak ve bilinç oluşturarak yapıyoruz. Biz fikirlerle hüküm vererek değil, ilmî ve metodolojik diyalog yoluyla mücadele ediyoruz. Vakfı diğerlerinden ayıran en önemli nokta da budur.
Geleceğe yönelik planlarınız nelerdir?
Eğitim faaliyetlerini daha geniş bir alana yaymayı, gelişmiş dijital platformlar kurmayı ve özellikle gençlere ulaşmayı hedefliyoruz. Ayrıca liderlik yetiştirme programlarını geliştirmek için çalışmalar yürütüyoruz.
Son olarak vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Gençleri, bilinçlerini geliştirmeye önem vermeye ve yüzeysel bilgilerle yetinmemeye davet ediyorum. Bilgi bir sorumluluktur ve gerçek değişimin temeli bilinçtir.


