Kur’ân-ı Kerîm’de ve Nebevî sünnette İmam Hüseyin (a.s)
Kur’an-ı Kerim; Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.a) ve pâk Ehlibeyt’inin yüceliğini açıkça vurgulamış; onların menkıbeleri, faziletleri ve ahlâkî özelliklerini nüzul sebepleriyle bağlantılı olarak peş peşe gelen ayetlerle ortaya konmuştur.
Kur’an-ı Kerim'de yer alan bu mübarek ayetler; bütün mümin kadın ve erkeklere, insanlığa her alanda hayır sunmuş bu şahsiyetleri sevme, onlara bağlılık duyma, onları izleme, saygı ve yüceltmeyle anma tavsiyesinde bulunmaktadır. Zira onlar insanlık için örnek, rehber ve en güzel timsallerdir.
Allame Ayetullah Dr. Muhammed Sadık el-Kerbasi’nin 2016 yılında kaleme aldığı ve "Hüseyni Ansiklopedi"nin (el-Mevsuatü’l-Hüseyniyye) bir parçası olan “Kur’an-ı Kerim’de Hüseyin” adlı eserinin ikinci cildinin 6. sayfasında, Resulullah’ın (s.a.a) şu hadis-i şerifi nakledilir:
“Şüphesiz Hüseyin hidayet meşalesi, kurtuluş gemisidir; hayrın, bereketin, izzetin ve iftiharın imamıdır; ilim denizi ve tükenmez bir hazinedir.”
Yayıncının Önsözü (s. 7)
Peygamberî velâyet, bizleri onun mübarek Ehlibeyt’ini sevmeye çağırmaktadır. Nitekim Resûlullah (s.a.a), hadislerinde onların itaat edilmesi ve izlenmesi gerektiğini vurgulayarak şöyle buyurmuştur:
“Ben size iki emanet bırakıyorum: Allah’ın Kitabı ve Ehl-i Beytim olan itretim. Latîf ve Habîr olan Allah bana, bu ikisinin havuz başında bana kavuşuncaya kadar asla birbirinden ayrılmayacağını haber verdi. Benden sonra onlara nasıl davranacağınıza dikkat edin.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned).” (Ahmed b. Hanbel, Müsned)
Kur’an’ın eşi ve ayrılmaz bir parçası olan bir zatın, Yüce Allah’ın kitabında zikredilmemesi mümkün müdür? Kaldı ki Kur’an’da Ehlibeyt (a.s) hakkında sadece Ahzab suresindeki Tathir Ayeti dahi olsaydı, bu tek başına yeterli bir delil olurdu:
“Ey Ehibeyt, Allah ancak sizden her türlü kötülüğü gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister.” (Ahzâb 33)
Müfessirlerin büyük çoğunluğu, bu ayetin özel olarak Resulullah’ın (s.a.a) hane halkı, yani Hz. Muhammed (s.a.a), Ali (a.s), Fatıma (a.s), Hasan (a.s) ve Hüseyin (a.s) hakkında nazil olduğunu ittifakla belirtmiştir.
Ancak gerçek şu ki, Ehlibeyt hakkında hem toplu hem de ayrı ayrı nazil olmuş pek çok mübarek ayet bulunmaktadır. Bu noktadan hareketle, birçok ayetin özel olarak İmam Hüseyin (a.s) hakkında nazil olduğu sonucuna varılır. Bu mübarek ansiklopedinin müellifi Allame Muhammed Sadık el-Kerbasi, bu ayetleri bir araya getirip ışık tutmaya çalışmıştır. Müellif, Ehlibeyt ve büyük sahabelerden gelen rivayetlere dayanarak bu ayetlerin tevil ve tefsirlerini ortaya koymuş; sened araştırmaları (rical ve rivayet analizi) ile her iki tarafın görüşlerini incelemiştir. Ayrıca bu ayetlerin nüzul sebeplerine ve yerlerine de değinmiştir.
Bu rivayetlerden bazıları Ehlibeyt’in (a.s) velayeti ile ilgili şu kavramlar üzerinden açıklanmıştır:
Seçilmişlik (istifâ)
(Peygamber ailesinden seçilmiş on iki kişi)
İmam Rıza’dan (a.s), ataları yoluyla nakledilen bir hadiste Resulullah (s.a.a) şöyle buyurur: "Ey Ali! Senin hakkındaki vasiyetimi ancak takva sahibi, günahsız ve seçkin (asfiyâ) olanlar korur. Onlar benim ümmetim içinde, zifiri karanlık bir gecede siyah bir öküzün üzerindeki tek bir beyaz tüy gibidirler."
Seçilme (ıstıfâ) kelimesi ve türevleri Kur’an’da 12 kez geçmektedir:
1- {Şüphesiz Allah sizin için bu dini seçti.} (Bakara 132)
2- {Allah Âdem'i, Nuh'u, İbrahim'in soyunu ve İmran'ın soyunu seçip âlemlere üstün kıldı.} (Âl-i İmran 33)
3- {De ki: "Hamd, Allah'a mahsustur ve selam olsun seçtiği kullarına.} (Neml 59)
4- {Allah dileseydi, yarattıklarından dilediğini seçerdi.} (Zümer 4)
5- {Ey Meryem! Allah seni seçti, arındırdı.} (Âl-i İmran 42)
6- {..ve seni âlemlerin kadınlarından üstün kıldı.) (Âl-i İmran 42)
7- {“Allah onu sizin üzerinize seçti ve ona ilim ve beden gücü verdi.} (Bakara 247)
8- {Ey Musa! dedi, ben risaletlerimle ve sözlerimle seni insanların başına seçtim.} (Araf 144)
9- {Sonra biz kullarımızdan seçtiklerimizi o kitaba mirasçı kıldık.} (Fâtır 32)
10- {Gerçekten biz onu (İbrahim'i) dünyada seçtik} (Bakara 130)
11- {Allah, meleklerden ve insanlardan elçiler seçer.} (Hac 75)
12- {Hiç şüphesiz onlar bizim katımızda seçkin, tertemiz ve hayırlı kullardandı.} (Sâd 47)
Bu ayetlerin bir kısmı, Ehl-i Beyt imamları hakkında te’vil edilmiştir.
İsmet (Masumiyet)
Resulullah’ın soyundan gelen on iki masum imamı işaret eden ismet kavramı.
Kur’ân’ın i‘câzı (mucizevî yönü)
Yüce kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’in mucize oluşunun çeşitli yönleri vardır. Bunlardan öne çıkanlar şunlardır:
1- Geçmiş kavimlerin haberlerini doğru şekilde aktarması
2- Geleceğe dair haberler vermesi
3- Gaybî konulara dair haber vermesi
4- Farklı alanlarda bilimsel içerikler sunması
5- Kendine özgü yapısı, özellikle sayısal düzeni
6- Üslubunun belâgati; kelime seçimi, cümle yapısı, ahengi, mecaz sanatlarındaki eşsizliği
Allame Dr. Muhammed Sadık el-Kerbasi, derin bilimsel vizyonuyla şunu açıklamıştır: Kur’an metinlerini bilimsel bir yöntemle inceleyen tüm müfessirler, Yüce Peygamber’in (s.a.a) ümmeti inşa ederken; Ammar bin Yasir, Ebu Zer el-Gıfari, Cabir bin Abdullah ve Selman-ı Muhammedi gibi Nebevi sünnete sımsıkı sarılan seçkin sahabeler üzerinden hareket ettiğini vurgularlar. Bu sahabeler; İmam Hasan, İmam Hüseyin, Hz. Fatıma Zehra ve İmam Ali (a.s) hakkında nakledilen nebevi hadisleri muhafaza etmişlerdir. Bu sebeple, "Cennet gençlerinin efendisi" olan İmam Hüseyin’e duyulan sevgide tam bir icma (söz birliği) mevcuttur.
Bu nedenle, İmam Hüseyin’in (a.s), cennet gençlerinin efendisi olduğu ve sevilmesi gerektiği hususunda genel bir ittifak söz konusudur.
Sonuç olarak müfessirler, Kur’ân’ın mucize oluşu üzerinde ittifak etmişlerdir. Bununla birlikte Kur’ân’ın i‘câz yönleri çoktur; zahir ve batın, tefsir ve te’vil, açık anlam ve işaret anlamı gibi katmanlara sahiptir. Ayetler farklı durumlara uygulanabilir evrensel bir yapıya sahiptir.
Kur’ân, indirildiği dönemde insanın ihtiyaçlarını karşılamış; ilim ve hayat geliştikçe aynı ayetlerden yeni anlamlar çıkarılmaya devam edilmiştir. Çünkü Kur’an, kıyamete kadar bütün insanlığa hitap eden bir hayat kitabıdır.
Allâme Ayetullah Muhammed Sâdık el-Kerbâsî’nin bu ilmî çalışması, Hüseynî kıyamı ve onun anlamını insanlığa sunmak adına büyük bir ilmî çabanın ürünüdür.


