İşaret diliyle hayata tutunmak: Hz. Hüseyin (a.s) Türbesi engelli bireyler için iletişim köprüleri kuruyor
Kalabalık bir otobüs terminalinin kuytu bir köşesinde, gideceği yeri otobüs şoförüne anlatmaya çalışan 24 yaşındaki bir genç, ellerini hızla hareket ettirerek kendini ifade etmeye çalışıyor. Havada elleriyle bazı işaretler çizen genç, gideceği bölgenin adını anlatmaya çabalıyor. Ancak şoför anlamadığını belirtir şekilde başını sallamakla yetiniyor ve Ahmed’i şaşkınlık içinde orada bırakarak yoluna devam ediyor.
Bu sahne, kendilerinin anlamadığı bir dili konuşan bir toplumla karşı karşıya kalan ve sessizliklerini anlayacak şekilde düzenlenmiş hizmetlerden yoksun olan binlerce sağır ve dilsizin her gün yaşadığı sıkıntının sadece küçük bir parçası.
Toplu taşıma araçları, bir engel sahibi bireylerin yaşadığı ilk büyük zorluk olarak öne çıkıyor. Resmî olmayan bir saha araştırmasına göre taksi ve otobüs şoförlerinin yüzde 85’inden fazlasının işaret dili hakkında en temel bilgiye bile sahip olmadığı ortaya konmuştur.
Bu boşluk, “evden çıkmak” gibi basit bir işi bile zor bir göreve dönüştürüyor. İşitme engelliler, çoğu zaman gidecekleri yeri küçük kâğıtlara yazmaya ya da telefon haritalarını kullanmaya başvuruyor. Ancak acil bir durum ortaya çıktığında veya güzergâhta değişiklik olduğunda sorun daha da karmaşık bir hâl alıyor.
Sesi olmayan acı
Sokakta iletişim kurmak ne kadar zor ise sağlık kurumlarında bu durum daha da “tehlikeli” bir hâl alıyor. Tıbbi raporlar, işitme engeli olan hasta ile doktor arasındaki yanlış anlaşılmanın hatalı teşhise veya yanlış dozda ilaç verilmesine yol açabileceğini gösteriyor.
Gönüllü tercümanlardan biri bu durumu şöyle aktarıyor; “İşitme engelli bir hasta acı içinde acil servise geliyor, ancak işaret dilini bilen tek bir kayıt görevlisi bile bulunmuyor. Bu nedenle hasta, kendisi adına tercüme yapacak bir yakınının gelmesini beklemek zorunda kalıyor. Kritik durumlarda ise her saniye hayati önem taşıyabilir.”
Örnek bir hizmet modeli
Bu kesime yönelik bakım ve güvenilir çözümler söz konusu olduğunda, Hz. Hüseyin (a.s) Türbesi öncü bir kurum olarak öne çıkıyor. Kurum, “acıları paylaşma” aşamasını daha üst seviyeye taşıyarak, “kurumsal güçlendirme” aşamasına geçmiştir.
İmam Hüseyin (a.s) Türbesi’ne ait çeşitli kurumlar aracılığıyla, görme ve işitme engelli bireylerin topluma entegrasyonu için bir yol haritası oluşturulmuştur.
1. İmam Hüseyin (a.s) İşitme Engelliler İhtisas Merkezi
Hz. Hüseyin (a.s) Türbesi’ne bağlı bu merkez, söz konusu kesimin hayat içinde karşılaştıkları durumu değiştirmede temel bir rol oynamaktadır. Merkezin faaliyetleri yalnızca eğitimle sınırlı kalmayıp şu alanları da kapsamaktadır:
Profesyonel tercüman yetiştirme: Kurum, işaret dili alanında uzman kadrolar yetiştirerek bunları kendi hizmet kurumlarında (hastaneler ve ziyaretçi merkezleri gibi) görevlendiriyor ve iletişimin sağlıklı şekilde yürütülmesini sağlıyor.
İşaret dili sözlüğü: Türbe yönetimi, özellikle dini ve hizmet alanlarına ilişkin işaretlerin standartlaştırılması için yürütülen çalışmalara destek vererek farklı vilayetlerde yaşayan engelliler arasındaki iletişim karmaşasını azaltmayı hedefliyor.
Engellilere uygun sağlık hizmetleri
Hz. Hüseyin (a.s) Türbesi’ne ait olan İmam Zeynel Abidin (a.s) ve Varis Uluslararası Sağlık Kurumu gibi hastanelerde, işitme engelli hastalar için özel iletişim sistemleri bulunmaktadır.
Bu kapsamda hastaya muayene sürecinin tüm aşamalarında eşlik eden bir işaret dili tercümanı sağlanmakta; böylece hem psikolojik hem de fiziksel teşhisin doğru şekilde yapılması güvence altına alınmaktadır.
İşaret dili
Hukuki ve uluslararası düzeyde işaret dili, kullanıcıları için resmî bir dil olarak kabul edilmektedir. Ancak pratikte hâlâ bir “bilinç devrimine” ihtiyaç duyulmaktadır.
Resmi rakamlar ve gerçekler:
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada milyonlarca insan ciddi derecede işitme kaybı yaşamaktadır.
Irak ve Arap dünyasında işaret dili genel eğitim müfredatlarında yer almamakta, bu durum da sağır bireylerle toplum arasındaki uçurumu derinleştirmektedir.
Başarı hikâyeleri
Tüm zorluklara rağmen ilham veren hikâyeler de yaşanmaktadır. “Zeyneb” adlı işitme engelli bir genç kız, Hz. Hüseyin (a.s) Türbesi’nin düzenlediği kurslardan faydalandıktan sonra bir terzi atölyesinde çalışmaya başlamış ve işini sosyal medya platformları üzerinden yürütmektedir. Müşterileriyle video aracılığıyla (işaret dili kullanarak) iletişim kurmakta, müşterileri de ondan bazı temel işaretleri öğrenmektedir.
Zeyneb, bu konuda, “Dünyanın eksiği ses değil; gözle ve kalple dinleyebilme yeteneğidir” diyor.
Bu gerçeği nasıl değiştirebiliriz?
“İletişimsel izolasyon” sorunundan çıkmak için şu öneriler sunulmaktadır:
Deneyimin yaygınlaştırılması: Polis, sivil savunma görevlileri ve devlet hastanelerindeki kayıt görevlileri gibi “ön safta çalışan” personelin işaret dili konusunda eğitilmesi.
Yardımcı teknoloji: İşaret dilini anında yazıya veya konuşmaya dönüştüren akıllı uygulamaların desteklenmesi.
Kapsayıcı medya: Televizyon kanalları ve kamu kurumlarının tüm konferans ve hizmet programlarında işaret dili tercümanı bulundurmasının zorunlu hâle getirilmesi.
İşaret dili, özgürlüğe ve insan onuruna uzanan bir köprüdür. Bazı kurumlar bu uçurumu kapatmak için büyük çabalar gösterirken, en büyük sorumluluk yine topluma düşmektedir. Çünkü belki de sizin yapacağınız basit bir işaret, sessizliğin hâkim olduğu bir dünyada yaşayan biri için gerçek bir “can simidi” olabilir.


