İmam Hüseyin’in (a.s) hüzün yolculuğu
Dünyanın dört bir yanındaki Seyyidü’ş-Şühedâ âşıklarının zihnini meşgul eden en temel sorulardan biri şudur: Her yıl İmam Hüseyin’in (a.s) Erbain gününde kıtalar ötesinden farklı inançlara sahip insanların yeniden ve daha güçlü şekilde ortaya çıkan bu derin sevgi ve bağlılığın sebebi nedir? İlginç olan şu ki, çöl iklimine sahip olan Irak’ta hava sıcaklığı arttıkça; İmam Hüseyin’in (a.s) Şiileri, destekçileri, sevenleri ve takipçileri nezdindeki Hüseynî sevgi ve vefa azalmıyor daha da artıyor.
İmam Hüseyin (a.s), coğrafyaları aşan bir şahsiyettir. Şehadetinin kırkıncı gününü anmak için düzenlenen Erbain törenlerinde, dünyanın bütün halkları ve farklı inanç mensupları, Kerbelâ’daki mübarek türbesine ulaşma arzusuyla bir araya gelmektedir. Geçtiğimiz yıl Erbain ziyaretine katılanların sayısı 21 milyonu aşmıştır. Öte yandan bu kutsiyet ile bezenmiş atmosferin karşısında Irak’ta güvenlik, huzur ve sükûneti bozmaya çalışan düşman odaklar da bulunmaktadır. Ancak güvenlik güçleri bu girişimlerin tamamını yakından takip etmektedir.
Şehit İmam Hüseyin’in (a.s) mukaddesatı
Bu kutsiyetin anahtarı, Kur’ân-ı Kerîm’de yer alan, müminlerin kalplerini Şehitlerin Efendisi’ne sevgi ve bağlılıkla dolduran ayetlerdir. Bu ayetler, İmam Hüseyin (a.s) ve Ehl-i Beyt’i (a.s) merkeze alan bir yakınlık ve yücelik hali oluşturmuştur. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“De ki: "Buna karşılık sizden o yakınlarımı (Ehl i Beyt'imi) sevmekten başka bir mükâfat istemem." (Şura-23)
“Kuşkusuz Allah, yalnızca siz Ehlibeyt'ten her türlü pisliği gidermek ve sizi tertemiz kılmak istiyor.” (Ahzab-33)
“Allah yolunda öldürülenleri ölü sanma. Bilakis onlar diridirler, Rabb'leri katında rızıklanmaktadırlar.” (Âl-i İmran-169)
“Mü'minler içerisinde Allah’a verdikleri sözde sadâkat gösteren nice erler vardır.” (Ahzab-23)
İbn Abbas’ın (r.a) ifadesiyle, Kur’ân’ın dörtte biri Hz. Ali ve Ehl-i Beyt (a.s) hakkında nazil olmuştur. Âlemlerin Efendisi Hz. Muhammed (s.a.a) ise şöyle buyurmuştur:
“Hasan ve Hüseyin, ister kıyam etsinler ister otursunlar, imamdırlar.”
“Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin’denim.”
“Hasan ve Hüseyin cennet gençlerinin efendileridir.”
Resûlullah’ın (s.a.a), Hz. Hasan’ı dudağından, Hz. Hüseyin’i ise boğazından öpmesi; Hasan’ın zehirlenerek, Hüseyin’in ise boğazlanarak şehit edileceğini bilmesindendir.
İmam Hüseyin’in (a.s) dedesi Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.a) pâk kabrine vedasıyla başlayan ve Mekke-i Mükerreme’den çıkışıyla devam eden cihad yolculuğu, başına gelecek kanlı hadiseleri bilerek; izzet, şeref ve ebediyetle yoğrulmuş bir direniş destanı ortaya koymuştur. Bu destan, bugün Gazze’de, Lübnan’da, Yemen’de ve İran’da zulme karşı direniş sergileyen tüm mazlum halklar için evrensel bir örnek teşkil etmektedir.
İmam Hüseyin’in (a.s) hüzün yolculuğu
Her yıl, dünyanın farklı yerlerinde Kerbelâ faciasını ele alan Hüseynî eserler kaleme alınmaktadır. Bu çerçevede, Daru’s-Sâdıkîn Yayınları’ndan 2026 yılında birinci baskısı çıkan, Şeyh Hamid Mezher’e ait ve 209 sayfadan oluşan yeni bir eser dikkat çekmektedir. Yazar, bu eserinde 32 meclis başlığı altında İmam Hüseyin’in (a.s) mukaddes yolculuğunu, izzet, direniş ve ebediyet senfonisi olarak ele almaktadır.
Eserde ele alınan başlıca konular şunlardır:
İmam Hüseyin’in (a.s) kıyamının sebepleri, bu kıyama yönelik zorluklar, Hüseynî devrime karşı saldırılar, reformcu yönü, Kerbela faciası, neden İmam Hüseyin’e (a.s) ağlarız sorusu, Hüseynî minberin mesajları, Kerbelâ’nın ebediyeti, ebedî elçi, büyük ihanet ve Kerbelâ ile Ninova topraklarında yaşanan diğer olaylar. Susuz dudaklar, paramparça bedenler ve kavurucu kumlar üzerinde çizilen bu yol, insanlık için özgürlüğün yol haritası olmuştur.
Yazar, İmam Hüseyin’in (a.s) biata neden karşı çıktığını 11. sayfada şöyle açıklar:
“Biat, ölüme kadar teslimiyet ve boyun eğmektir. Peki bu ilkeler Yezid’de mevcut mudur? Eğer halife fasık, ahlaksız ve oyunbaz ise; ona biat etmek, nefsi fuhşa ve zulme satmak anlamına gelmez mi?”
Ehlibeyt (a.s) imamlarının tamamı, Aşura günü İmam Hüseyin’i (a.s) ziyaret etmeyi ve Resûlullah (s.a.a), Emirü’l-Müminin (a.s) ve Hz. Fatıma Zehrâ’ya (a.s) taziye sunmayı vurgulamıştır. Şeyh Hamid Mezher, 56. sayfada İmam Muhammed el-Bâkır’dan (a.s) şu rivayeti aktarır:
“Âşûrâ günü geldiğinde, ailenize ağlamayı emredin; üzerinizde hüzün ve matem alametleri bulunsun ve birbirinize taziyede bulunun…”
Yazar, 68. sayfada İmam Hüseyin’in (a.s) fedakârlığının evrensel etkisini şu ifadelerle dile getirir:
“Bugün Hristiyanlar, Hz. İsa’nın (a.s) mazlumca öldürüldüğüne inanırlar; ancak bu olay, kalplerinde Hüseyin’in (a.s) takipçileri üzerindeki etkisi kadar yer etmemiştir. Aynı şekilde Yahyâ (a.s) öldürülmüş, başı o dönemin zalim yöneticisi Hirodes’e götürülmüştür; fakat bu olay, Hz. Hüseyin’in (a.s) ümmeti üzerindeki tesiri gibi bir etki bırakmamıştır.”



